İş Hayatının Pırlanta Taşı; Mütevazilik…

Volkan Biçer
3 min readDec 12, 2020

Bu şekilde bir başlık koydum çünkü mütevazilik artık hem az bulunur hem de pırlanta kıvamında değerli bir kelime benim için. Özellikle iş hayatında.

Maalesef itibarın; bindiğin araba, giydiğin kıyafet, taktığın saat, çalışanlarına yaptığın aşağılama ve kendini hep üzerlerinde görmek olarak algılandığı bir iş dünyasında mütevazilik kavramı da maalesef pırlanta noktasına geldi…Bulursan ne ala, bulamazsan geçmiş olsun.

Biraz daha ileri gidelim, iş hayatında mütevazilik bazı kişiler tarafından aptalca, gereksizce görülmeye başlandı. Bizim memlekette “biz değil, ben!” nasıl bu kadar ilerledi anlamakta zorluk çekiyorum. Oysa genel başarılı insanlara, başarılı şirketlere bakarsanız içerisinde daha çok kişiler değil ekipler ve takımlar ön plana çıkmıştır. “Ben patronum yahu, ben başka olurum, başka yerde otururum, başka arabaya binerim” aldı da gidiyor. Hatta çevremiz genelde devleti eleştirir çok lüks makam araçları konusunda haklıdır da, ama elinde olsa özel sektörde herkes mercedes’e biner hiç bir farkı olmaz…

Bir anıyla taçlandıralım, bir gün bir ödül töreninden sonra farklı bir şirketin ekibi ve benim ekibimle hadi bir şeyler içelim vs dedik, zannediyorum Taksim tarafındaydı. Ödül törenin hemen yanında güzel bir otelin tepesinde bir restorana geçtik ödülleri de almışız keyfimiz iyi, 2 şirketten toplam 15 kişi civarı bir topluluğuz diyelim. Tam oturacağız, ben de avare avare bakınıyorum, benim ekipten 3–4 kişi oturduk bir masaya. Vay anasını satayım! Diğer şirketin patronunun artık sağ kolu mudur? Protokol müdürü müdür, nedir? Biri geldi bizim çocuklara siz yan tarafta bizimle oturacaksınız burada bizim patron ve Volkan Bey’ler oturacak demesin mi? Ben duymadım ama bizim çocuklar kalktı, biz sözüm ona üst düzey 2–3 kişi olarak masada kaldık. Yan tarafta sipariş verecekler, hangi içki sipariş edilecek vs önce bizim masadan belirlenecekmiş… Bilmem ne efendi belirliyor yani kuralları.Ulan adama şunu sorarlar sen orada patronsan iş yapıyorsan kimin sayesinde patronsun? Ayıp be! Ne gerizekalılıktır bu! O ekip çalışmasa, o ekip seni oraya getirmese, kimin sayesinde o makama geleceksin veya makamında tutunacaksın… Hey gidi hey, küçük dünyanın büyük insanları…Neyse belli ki onlarda üst tarafın her türlü yıkama yağlamasını yaptığından o şekilde oturuyorlardır… Allah yardımcıları olsun…

Çoğu zaman bir şeyler yediğimiz içtiğimizde çocuklar sağolsunlar “Kesene bereket patron” derlerdi , ben de “Vallahi benim değil sizin kesenize bereket derdim…”

Başarılı bir şirket uzun soluklu bir ekip kurmak istiyorsanız;

Ağırlık
  • Çalışanınızla aynı yemeği yiyin, aynı yerde yemek yiyin,
  • Her konuşmanızda başarının onlar sayesinde, hep beraber elde edildiğini hatırlayın, hatırlatın ve teşekkür edin, (AdColony’de bizim genel aylık konuşmalarımızda sözümü ben her zaman sizleri yetiştiren anne babalara teşekkür ederim diyerek bitirirdim, doğruluğuna da çok inanırım, kültür ve başarı önemli miktarda aileden gelir)
  • Ekip arkadaşlarınızla kendi paranızı, pulunuzu vs konuşmayın.
  • Her yurt dışı gezisine siz gitmeyin, hepsine gidip turistik geziyorum algısını yaratmayın, çalışanlarınızı gönderin,
  • Kendi belirlediğiniz stratejiyi asıl uygulamanın daha önemli olduğunu ve bunu çalışanlarınızın yaptığını gösterin, tekrar teşekkür edin.
  • Oturduğunuz yerde en çok onların emekleriyle oturduğunuzu unutmayın, onlara da hatırlatın, ayıp değildir.
  • Başarıları yukarıya anlatırken ekibiniz sayesinde olduğunu onlara da gösterin, çalışanlarınızı onore edin…
  • Uzar gider bu liste özetleyelim;

Mütevazi olmak için mütevazi olmayın, mütevazi olun…

--

--

Volkan Biçer

Çok şey unuttuk bugüne kadar, kararlarımız, yaptıklarımız, gördüklerimiz… Unutmamak için yazmak istedim tecrübeleri…